Yıl: 2025
 
AnasayfaTakvimSSSÜye ListesiKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Fenazi Bir Karşılaşma

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Mark Rutledge
Ölüm Yiyen
avatar

Tarafı : Karanlık.

MesajKonu: Fenazi Bir Karşılaşma   Salı Ocak 26, 2010 7:19 pm

Ne aptal bir yerdi burası böyle? İsmi bile hayırsızdı, Blonx. Bir park için isim bulma zahmetine girmeleri yetmiyormuş gibi, üstüne üstlük böyle ahmakça bir isim bulmuşlardı buraya. Rüzgârdan ötürü bir yukarı bir aşağı çıkan tahterevallinin döngü hâline gelmiş hareketininden ayırdı gözlerini ve etrafı seyre koyuldu. Gecenin bu saatinde, ne işi vardı burada? Memleketiyle arasında bir okyanus uzaklığında bir kıtadaki kuytu bir yer. Birebir orjinaline benzeyen ama çakma olan, gümüş renkli Rolex saatine baktı, on biri beş geçiyordu. Bu saati bir seyyar satıcıdan kırk dolara almıştı ve bu, sadece bir saat kadar önceydi. Ama şimdi saati aldıktan sonra mizah içerikli büyülere maruz bıraktığı o satıcıyı düşünmenin vakti değildi. Yeşil renkli ve uzun parkasının ceplerine soktu ellerini, siyah beresi kafasındaydı ve uzaktan bakıldığında Muggle balicilerine benziyordu. Ağır adımlarla parkın içine doğru ilerlemeye başladı, oturmak için koyulmuş banklara doğru ilerliyordu, soğuk taşlardan dolayı kıçı üşümüştü zira. Bir sigara yaktı ve banka oturunca tüttürmeye başladı. İçtiği sigara miktarı arttıkça rahatlıyor gibiydi, daha bir gevşek oturuyor, iyiden iyiye yayılıyordu. Bu saatte bile önünden geçen tek tük insanlara laf atıyor, ona karşılık verecek cesaretteki birkaç kişiyle yumruklaşıyor ve yine yerine oturuyordu. Hemen hemen bir buçuk saat geçmişti ve Mark'ın canı iyiden iyiye sıkılmaya başlamıştı.

İyice yayılmıştı ve bacakları, önündeki yürüyüş yolunun hemen hemen hepsini kaplıyordu. Gözleri de ara ara kapanıyor, Mark son anda uykudan kurtuluyordu. Tam bu sefer uykuya yenilmiş ve gözlerini kapalı bırakmıştı ki, bir çığlık ile yerinden sıçradı. Birkaç saniye içinde algıladığı manzara ve vaziyet şu biçimdeydi; yere kapaklanmış bir insan ve Mark'ın bacakları. Bu çelme taktığı bu geceki belki de beşinci kişiydi ve Mark en başında bunu pek umursamadı. Fakat farklı olan bir şey vardı ki, yerde yatan kişi şimdi ona bir asa doğrultmuştu. Oha, diye geçirdi Mark içinden. New York'ta Tanrının cezası bir parkta oturuyordu ve çelme taktığı kişi bir büyücü müydü? Bir kadın olduğunu, karanlıkta bile parıldayan uzun kızıl saçlarından anladı. Sol eli -Mark solaktır- kendi asasına gideceği yerde, kadının asasının ucuna dokundu ve onu kendi yüzünün önünden çekti. Oturduğu yerden kalktı ve tam kadının karşısına durdu, belki de onu tanıyordur ümidiyle yüzünü incelemeye koyuldu. Bu saçma iş esnasında kadının ona bir sersemletme yollamak üzere olduğunu fark edince asasına davrandı ve büyüyü savuşturdu. Bunun ardından, "Lumos," diye fısıldayıp ışığı kadının yüzüne tuttu; bu O idi. Yüzünden öfke ve dehşetle yeniden banka oturdu ve en pis bakışlarıyla beraber karşısında duran kadına, "Sen.." diyebildi sadece. Benjamin Button'un b*klu donu, diye bir küfür uydurup savurdu içinden.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Claudia Chelestis
İksir Profesörü
avatar


MesajKonu: Geri: Fenazi Bir Karşılaşma   Salı Ocak 26, 2010 9:57 pm

Sigarasından çektiği son nefes eşliğinde neredeyse tamamen tükenmiş izmariti fütursuzca yere fırlattı; Dünya'nın yok oluşuna karşı cephe alan çevreci manyaklardan olmadığı aşikardı ne de olsa. Düz, siyah gözlüğünü karanlık basmış olsa da çıkarma zahmetine girememişti, daha doğrusu öğrencilerle uğraşmaktan son dört gece boyunca doğru düzgün uyuyamamasının sonucu olarak gözlerinin altında beliren kahverengi-mor halkaları kapatmayı her halükarda istiyordu; gecenin bir saati gözlük takan bir manyak olarak görülme ihtimali de umrunda değildi. Noel tatilinde şu salak Muggle işi uçaklardan birine atlayıp, olaylardan uzaklaşmak için olayların en yoğun olduğu şehir olan New York'a gelmişti; bu durumun onda uyandırdığı hislerse biraz ironikti. Geçen haftasonu kendi uydurduğu bir iksirle kızıl tonlar kattığı dalgalı saçlarını omzundan geriye savurup sertleşmeye başlayan rüzgâra karşı dar deri ceketinin fermuarını iyice çekti. Bu kadar uzaklaşmasına rağmen İngiltere'nin soğuk havasından kurtulamamış olması biraz rahatsız ediciydi elbet.

Bir tane daha sigara yakmayı düşündüğü sırada uzun, süet çizmelerinin bir nesneye takıldığını hissetmesiyle yere düşmesi neredeyse bir olmuştu. Kolunu yerdeki bir taşa sertçe çarpması, akabinde feci bir sızlamaya sebebiyet vermesi dışında bir sorun yoktu, ta ki zindanın karanlığına alışık gözleri gecenin ve siyah camların etkisini saf dışı bırakıp düşmesine neden olan şeyin bir nesneden ziyade insan olduğunu, hatta görmeyi umduğu en son kişilerden biri olduğunu farketmişti ki bu da bir hayli sorun sayılabilirdi. Sanki hiç düşmemiş gibi soğukkanlılıkla ayağa kalkıp salak bir Muggle tarafından görülme ihtimali olmasını umursamadan pantalonunun cebinden asasını çekerek adama doğrulttu, Claudia'ya beslediği kinden kendisi de haberdardı nasıl olsa. Rahatlamak için geldiği bu şehirde tartışma çıkarmak istemiyordu, o yüzden basit bir Sersemletme sonrası burdan hiç karşılaşmamışlar gibi çekip gitmeyi planlıyordu. Fısıldadığı kelimeler eşliğinde asasıdan fırlayan açık kırmızı büyü huzmesi beklediğinin aksine adama çarpmadan uzaklaşmıştı, Mark'ın yeniyetme bir büyücü olmadığı gerçeğini bazen unutabiliyordu, her zamanki küçümseyişiyle. Onun asasından çıkan ışık ikisini de aydınlatırken gözlüklerinin üstünden umursamaz bir şekilde süzdü Mark'ı. Yaptığı şeyin farkındaydı, son derece sürtükçe davranmış olduğunun da. Ama bu kadar büyütülmesi gerekmiyordu ki, bir hataydı sonuçta, o kadar. Yine de adamın davranışlarına karşılık, o da nefret dolu davranabilirdi pekâlâ, Claudia için pek bir sorun teşkil etmezdi bu. Yoğun ışıktan rahatsız olmuş bir biçimde surat astı, en beklemediği yerde en beklemediği kişiyi görmek yeterince rahatsız edici değilmiş gibi. Bunu belirten, ama pek de aldırmadığını da ileten kısık bir ses tonuyla kelimeler dudaklarından dökülmüştü.

" Evet, ben. Şimdi o lanet ışığı söndürebilecek misin, moronun teki farketmeden önce? Burada ne işin var? "

_________________

    Ma passion est simple. Mon meilleur est toujours satisfait.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mark Rutledge
Ölüm Yiyen
avatar

Tarafı : Karanlık.

MesajKonu: Geri: Fenazi Bir Karşılaşma   Çarş. Ocak 27, 2010 4:10 pm

Atlattığı şokun ardından yüzü daha rahat bir çehreye büründü ve büyüyü ortadan kaldırıp, yüzlerini aydınlatan beyaz ışığı söndürmüş oldu. Neden başka biri değildi ki çelme taktığı? Diğer düşürdüklerim gibi arkasına bakmadan s*ktir olup gitseydi keşke, diye geçirdi içinden. Claudia'nın lanet sesini duymuştu ve buna cevap vermeden önce bir süre düşünmesi gerekiyordu. Belki de çocukça bir hevesti bu, sessiz kalarak Claudia'yı rahatsız etmeyi düşünüyordu, her ne kadar olmayacağını bilse bile. Paketinde kalan son sigarayı yaktı ve üfürdüğü dumanın ardından Claudia'ya baktı, "Biraz gezinti için gelmiştim, anlaşılan bir okyanus aşsam dâhi senden veya senin düşüncenden kurtulamıyorum." dedi tiz bir ses tonuyla, hiçbir zorlamayla oluşmamıştı bu ses, gayri ihtiyari olarak Claudia ile konuşunca olmuştu. Konuşurken yüzünü gene ciddîlik ve soğukluk bürümüştü, zira dedikleri ona yaşananlar hatırlatmıştı tekrardan. Claudia'nın ona attığı kazığı birtürlü unutamıyordu ve ona her zaman bir nefret duymuştu, geçen dört senenin ardından kini büyüyordu, bir yandan da ne kadar aptal olduğuna yanıyordu Mark; ama bir kadının sıcaklığını ilk defa hissediyordu ve gözü körelmişti büyük ölçüde.

Sigarasının son nefesini çekerken Claudia'ya, onun burada ne işi olduğunu sordu zoraki bir sesle, hatta sesini duyurabildiğinden bile emin değildi. Ne işi olduğu umurunda değildi; fakat saçmasapan bir dürtü ile sormuştu. Karşısında duran güzel kadın konuşmak yerine, bütün o yaşananlar hiç yaşanmamış da eski bir dostu görmüş gibi sakince gelip, Mark'ın yanına oturuverdi. Mark'ın gözleri faltaşı gibi açılmış, Claudia'ya dikilmişti. Öfkelendiği, yumruklarını sıkmasından olsa gerek, barizdi, karşısında duran insan Mark'ı üzebilmiş tek kimseydi. Mark toy bir delikanlıydı ve ona inanmıştı. Ama geçen yıllar boyu bu üzüntü, yerini kine ve nefrete bırakmıştı. İşte bu kin birikiminin yanı sıra, Claudia'nın rahat hareketleri de şaşırtıyor ve çileden çıkartıyordu onu. Geçen dakikalarla beraber sorusunun, kadın tarafından algılanmadığını fark etti ve yeni bir muhabbet açmanın yerine -ki, böyle bir ikili için bu gayet saçma olurdu- sorusunu yinelemeyi tercih etti, "Sen ne kestane arıyorsun peki burada, adi sürtük?" dedi daha anlaşılabilir bir sesle. Onu süzerken de, züppe gibi giyinmeye başlamış, diye düşündü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Fenazi Bir Karşılaşma
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Karşılıksız verilen başarı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts Cadılık & Büyücülük Okulu :: Merkez :: Geçmiş-
Buraya geçin: